Envanter ve bilgi eksikliği kuru yemiş sektörünün büyük engeli

Envanter ve bilgi eksikliği kuru yemiş sektörünün büyük engeli

30
PAYLAŞ

Kuru Yemiş Sanayicileri “AVM düzenlemelerinin” bir an önce yapılarak piyasalara çeki düzen verilmesini istiyor; bu konuda neden ağırdan alındığını anlamakta güçlük çektiklerini söylüyorlar.

Tüm Kuru Yemiş Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (TÜKSİAD) başkanlığını yapan üç deneyimli sektör temsilcisinin kendi iş alanlarıyla ilgili güçlü ve zayıf yanları bir önceki hafta paylaştık. Bu yazıda, sektörde ithalat ve ihracat sorunları teşvik ve desteklerin etkileri ile perakende cephesinden gelen etkileri tartışacağız.

Kurucu Başkan Hasan Hüseyin Karapınar’a sektörde “ithalat cephesinde” neler olduğunu soruyoruz. Diyor ki, ” Sektör olarak ihracat var, yüzde 25-30 arasında değişen ithalat da yapıyor. Net döviz kazancı olan bir sektör. İthalat sıkıntıları konusunda Ekonomi Bakanlık ve dernek etkin diyaloglu çok mesafe katetti.” Çözüm beklenen sorunları sıralıyor( Bakınız kutu:1)
Muammer Çaputçu da ithalat konusunda Karapınar’ın söylediklerini onaylıyor; ihracatta karşılaştıkları sorunlar üzerinde duruyor: “Sektörün ihracatı 4 milyarı aştı. Fındık bu alanda aslan payına sahip. Üzüm, incir, Antep fıstığı önemli ihraç ürünlerimiz. İhracatı artırmak önemli ama ondan da önemlisi istikrarı korumak” diyor.

Çaputçu’dan “istikrar” konusunu açmasını istiyoruz. Sözlerini şöyle sürdürüyor: “Kamu yönetimi gerekli önlemleri zamanında alırsa istikrara katkı yapıyor. Sektörümüz net döviz girdisi sağlayan ve katma değeri yüksek alanlardan biri olduğu unutulmamalı. Dış ülkelerin yüksek gümrük vergileri gibi doğrudan, limanlarda malları bekletme gibi dolaylı engelleri olabiliyor. Haksız rekabet koşulları izlenmeli, karşı önlemler zamanında alınmalı. Tunus ay çekirdeğine engel koydu; hükümet müdahele edince gümrükteki malların çekilmesi sağlandı.”

Çaputçu alfatoksin kükürt sorunlarını anımsatarak, “bizim limitleri bilerek üretimi yönetmemiz gerekiyor” diye ekliyor. İhracat desteklerinin sıkı izlenmesi gerektiğini anlatan Çaputçu, tarımsal ürün desteklerini bilmenin önemli olduğunu, bu desteklerin görünmeyen kalemleri karşılamada çok faydası olduğunu vurguluyor. Belgeler için alınan bedellerin yüksek olduğunu da açıklayan Çaputçu, belge ücretlerinin makul ölçüler içinde olmasını, özellikle numune konusunda belgelerin caydırıcı etkiler yaptığını da ileri sürüyor. Değeri 5 lira olan bir numune için 80 lira belge parasını ironik bir tutum olduğunu söylüyor.

Çaputçu ihracatı geliştirirken fiyat istikrarının önemini, lisanslı depoculuğun katkılarını anlatarak, konuyla sektör olarak ilgilenmek gerektiğini belirtiyor. Sektörün bir “logo” belirlemesini öneriyor. Başkan Abdürrahman Karaman söz alarak, “Gönüllülük ve gönüllü katılım çok önemli. Arz fazlası için Ür-Ge çalışmalarına sektör olarak katılmalıyız. Teknolojinin önemini biliyor, makinacılarımız geliştirme çalışmaları yapıyor. Tek çıkış yolumuzun yeterli ve kaliteli arz olduğunu unutmamalıyız” diyor.

TEŞVİKLERİN ETKİLERİ

Muammer Çaputçu’ dan teşvik sisteminin sektöre ne gibi katkılar yaptığını sorduğumuzda şu yanıtı alıyoruz: “Yatırımlarımız ve kalkınmamız teşvik sisteminden yararlanmıştır. İhracat destekleri önemli. Tarım ürünlerinde ihracat ve ihracatın destekleri uluslararası piyasada şans eşitliği yaratmalı. Başka ülkeler açık ve gizli desteklerle haksız rekabet yaratıyorsa, anında önlemleri alınmalı. Ayrıca üreticinin ve ihracatçının bilgi desteğine, danışmanlıklara ihtiyacı var. Belgelerin alınması, işlerin kolaylaştırılması ile bilgi desteğine ihtiyacı var. Fuar ziyaretleri, yurt dışında mağaza açma ve depo kurma desteklerin devamına ihtiyaç var. Bölgelere göre teşviklerin geliştirilmesi, işlerliğinin sağlanması önemli. Eximbank desteklerinin erişebilir hale getirilmesi için Eximbank kaynaklarının artırılması gerekli.”

Teşvik ve destek sistemlerinin eksiklerini söylemek de Karapınar’a düşüyor:

“Eksik, verilmeyen teşvikler var. Havza sistemine geçilmesi gerekir. Tarım Bakanlığı hazırlık yapıyor. Her yörede ilk 5 ürün desteklenmeli. Biz de bu fikre katılıyoruz. Örneğin, Osmaniye’ de yer fıstığı desteği gibi, desteklerde üvey evlat muamelesi yapılmamalı. Ay çiçeğinin çıtlatmalık olanına yok, yağlık olanına destek var. Mısır destekleniyor da patlatılan çerezlik mısıra destek verilmiyor. Desteklerin eşit ve adil olması önemli, bunu talep ediyoruz” diyor.

Hasan Hüseyin Karapınar, üretenin desteklenmesini öneriyor; tapuya ve tarlaya destek verilmesini anlamlı bulmuyor. Desteklerin kayıt dışılığı özendirmeyecek yapıda olması gerektiğini söylüyor. Özellikle tarım ürünlerinde envanter olmaması, verilerin yanlışlığı nedeniyle desteklerden beklenen geliştirici etkinin sağlanamadığını örnekleriyle anlatıyor. El yordamıyla rekolte hesaplamalarının piyasa istikrarını bozduğunu kanıtlarıyla dile getiriyor. Ve diyor ki, “Bilgi çağında eksik ve yanlış verilerle bir gidemeyiz.Envanter olmaksızın politika ve srtrateji oluşturamayız. Ülkede yetişen ceviz ve badem yetmiyor. TÜİK tersini iddia ediyor. TÜKSİAD- TOBB, Tarım Bakanlığı, firmalar ile toplandık, 187 bin 500 ton ceviz olduğu iddia edildi. Yılda 50 bin ton tüketiyoruz. Üretim fazlası nereye gidiyor?”

Perakende sorunlarında da AVM Yasalarını örnek gösteriyor Karapınar. Herkesin sıkıntı çektiğini anlatıyor. Örgütlü perakende mağazaları kendi markalarında üretim sunmasını sakıncalı buluyor. Satış gücünü kullanarak kendi markasında paketletme anlayışı doğru olmadığını anlatıyor ve “Ciddi derecede marketler kendi markalarında üretim yaptırıyor; olumsuzlukları büyütüyorlar” diye vurguluyor. Türkiye’den “marka” çıkmamasının bir eksiklik olduğunu; gıda konusunda uzun dönemli sorunlarımız bulunduğununu da söylüyor. Vade uzmanlarının önünün açıldığını, keyfi uygulamalara yüzleşildiğini belirterek, pazar günleri AVM’lerin açılmamasını öneriyor. Ulusal zincirlerin kontrolsüz ilerlememesi gerektiğini de anımsatıyor.

 

Hasan Hüseyin Karapınar’a göre kuru yemiş sektöründe ithalat sorunları

• Ülkemizde yetişmeyen, yetişse bile arz eksikliği olan ürünlerde gümrük vergileri yüksek.
• Gümrük Vergisi yüksekliğinin kaçakçılık yaratma etkenine bakılmalı; kaçakçılıkla bazı kesimlerin para kazanması önlenmelidir.
• Rant kapısı yaratılarak sektör haline gelmesi önlenmelidir. Makul seviyede gümrük verisi uygulanmalıdır.
• Gümrük muafiyetleri yüzde 40’lardan yüzde 12’lere indirilmeli; vergi gelirleri daha da artacaktır.
• Ceviz ve badem bahçeleri oluşmaya başladı, üretim arttıkça yasal düzenleme ihtiyacı karşılanabilir.
• Nohutta geç kalındı… Geçen yıl üretim azdı. Tarihte görülmedik şekilde nohut fiyatları yükseldi.
• Emsal ve gözetleme fiyatları yakından izlenmeli.Ürün özellikleri farklı, fiyatlar farklı. Kaliteye göre değişiyor…Balkanlar ve Şili örneği gibi çeşitlilik ve farklılık dikkate alınmalı.
• Net ve brüt ağırlık ayırımı yapılmıyor… Badem örneğinde sık yaşanan bir sorun. Ambalaj ağırlığı dikkate alınmalı. Palet ağırlığı da badem fiyatı içinde yer alıyor. Brüt tartımda kantar arasında fark için ceza ödüyoruz.
• Limanlar özelleşince maliyetler ciddi biçimde arttı.
• KKDF sanayide kaldırıldı.Gıda ürünlerinde yüzde 3 ‘tü, şikayet ediyorduk…Şimdi yüzde 6 ya çıktı.

Muammer Çaputçu’dan leblebinin sorunlarını öğrenelim

• Leblebi ülkemizde, Iran’ da Hindistan’ da ve makinecilerin özendirmesiyle Tunus’ da üretiliyor.
• Leblebi üretim sürecinde değişiklik yok, motor gücü ile kavurma işlemleri hızlandı.
• Üretimin kalitesini hammadde -nohut- ve ustanın birikimi belirliyor.
• Son yıllarda leblebi gelişmiş ülkelerin tüketimlerine girmeye başladı.
• Leblebi tüketimini organik beslenme bilinci, sağlık algısı belirliyor.
• Leblebi üreticisi geçmişte bulduğu kaliteli nohudu bulamıyor.
• Ülkemizde Yeşilova, Korkuteli bölgesi beyaz leblebilik nohut üretiyor. Uşak’ daki kırmızı nohut üretimi bitmek üzere.
• Sarı leblebi nohudu son yıllarda Karaman ve Aksaray yörelerinde yaygınlaşıyor.
• Leblebi ihracatı genellikle “dökme” yapılıyor; paketli ihracat henüz çok sınırlı.
• Leblebide “kaplama” gibi ikincil işlemler çeşidi giderek artırıyor.
• Sektörün önü açık, gelecek on yılda bugünkünden daha çok tüketilecek.
• Nohuta destek verilmediği için hammadde arzında daralma var.
• Arjantin ve ABD üretimini artırıyor; az su isteyen bir ürün uygun alana yayılıyor.

 www.dunya.com