‘Gümrük vergilerinin düşmesi çiftçiye zarar vermez’

‘Gümrük vergilerinin düşmesi çiftçiye zarar vermez’

175
PAYLAŞ

Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ünlü, son dönemin tartışmalı konusu olan tarım ürünlerindeki gümrük vergisi indiriminin çiftçiye zarar vermeyeceğini söyledi.

Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Turgay Ünlü, son dönemlerin tartışmalı konusu olan tarım ürünlerindeki gümrük vergisi indiriminin, çiftçiyi zarar ettirmeyeceğini söyledi. Konuyla ilgili sektörü tanımayanların yorum yaptığını belirten Ünlü, geçen yıl 1 milyar 77 milyon dolar seviyesindeki un ihracat gelirinin bu yıl 1 milyar 200 milyon doları aşacağını belirtti.

Başkan Turgay Ünlü, bir gram bile buğday üretimi olmayan Vietnam’ın ithal ettiği ürünün kalitesini arttırarak Türkiye’nin iki katı fiyata sattığını ifade ederek, Türk şirketlerinin de bunu gerçekleştirerek, bazı ürünlerde ihracat gelirini iki katına çıkarabileceğini kaydetti. Ankara Sohbetleri’ne konuk olan Turgay Ünlü, Ankara Temsilcimiz Ferit B. Parlak’ın sorularını cevaplandırdı.

►Bazı tarım ürünlerinde gümrük vergilerinin düşürülmesi konusunda ne düşünüyorsunuz?

Aslına bakarsanız bu konuda hariçten gazel okuyanlar var, yani bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlar var. Son yapılan düzenlemenin yanlış olduğunu düşünmüyorum. Bir kere çiftçi hakkı ciddi şekilde korunuyor. Bu konuda Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ile birkaç kez görüştük ve endişelerimizi aktardık. Öncelikle burada referans fiyat aracılığıyla piyasanın günlük işleyişi korunuyor.

Bir de şunu unutmamak gerekiyor, bir şeye müdahale edilecekse, strateji üretilecekse, kısa, orta ve uzun vadede yapılması gereken şeyler var. Sonuç olarak bu düzenleme enflasyondan kaynaklandı. Yani yüzde 11 civarında seyreden enflasyonun 7 puanlık kısmı gıda kaynaklı. Örneğin ette yüzde 130-225 arasında koruma oranları var, hububatta yine yüzde 130 oranında koruma sözkonusu.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın hesaplarına göre 1 ton buğdayın maliyeti 650 lira civarında. Çiftçi ise 860-960 lira arasında satıyor. Referans fiyat uygulamasıyla çiftçimiz de korunmuş oluyor. Ekonomi Bakanlığı da bunu sağlamaya çalışıyor. Sonuç olarak buradan çiftçinin zarar edeceğini söyleyenler bu işi ve piyasayı çok bilmeden konuşuyorlar. Bunun çözüm olup olmadığı sorusuna ise kısa vadeli çözüm olduğu cevabını verebilirim. Türkiye’nin handikapı girdi maliyetinin yüksekliğidir. Mazot, gübre ve küçümsenmeyecek iş gücü maliyeti var. Eğer mazot ve gübre fiyatı düşürülebilirse dünya fiyatlarıyla üretim yapılabilir.

►Sadece üretici değil, tüketiciler de bu işten şikayetçi ama…

Şimdi, tarladan sofraya gelene kadar manipüle edilen bir yapı var. Örneğin buğdayda, TMO’nun lisanslı depoculuk uygulaması sorunları çözebilecek nitelikte. Çiftçiler ürünlerini hemen ellerinden çıkarmak zorunda kalmayacaklar. Ürünlerini teslim edip karşılığında sertifika alacaklar. Yani artık mal trafiği kaynaklı maliyet artışının önüne geçilmiş olacak. Çiftçi ürününü teslim ettikten sonra ne kadar ihtiyacı varsa o kadarını, istediği zaman paraya çevirebilecek. Aslında sadece kağıt ticareti olacak. İlk etapta kapasiteye bağlı olarak 3 milyon ton stok oluşacak.

Ortalama 20-22 milyon ton hasadın 3 milyon tonu stoklanacak, zaman içinde bu miktar artacak. Şimdi fiyat hareketliliğine bağlı olarak çiftçiden 860 liraya ürünü alanlar, sermaye yapıları güçlü olduğu için daha çok üst kalite grubundaki malları bin-bin 100 liraya satabiliyorlar. Halen piyasa fiyatı üst grupta 960 liradan başlıyor. Protein miktarına göre fiyat yukarı doğru bin 100 liraya kadar gidiyor. Bu kâr oranları sanayicinin göremeyeceği seviyede. Burada çiftçi üretmez diyenlere de tepkiliyim. Bu konuda mısır ve pamuk örneği var. Çiftçi hangisini kârlı görürse onu üretiyor. Mısırda 2-3 yıldır kendine yeten Türkiye, mısır üretimi düşeceği için ithalata geçecek. Pamuktaki açık kapanacak.

Buğdayın, kolay geleneksel bir yapısı var. Doğru tohumu seçip tarlasında ot mücadelesini yapabilen, tarlasına iyi bakabilen iyi gelir elde edebiliyor. Bir de Konya Ovası Projesi tamamlanınca oradaki üretim 3 milyon tondan 6 milyon tona çıkacak. Hatta bölgede ikinci ürüne yönelim de olabilir. Konya’da ciddi mısır var. Sulama yöntemi değişeceği için verimlilik de artacak.

►Gümrük fiyatındaki indirim, piyasa fiyatını ne kadar düşürür?

İthalat vergileri devletin elinde her zaman bir silahtır. İstediği zaman yukarı çeker, istediği zaman düşürür. Bu tamamen piyasayı doğru koklayan doğru uygulayan yapıların kurulmasıyla olur. Zaten Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nda alınan karar doğrultusunda Ekonomi Bakanlığı, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve ithalatla ilgili diğer birimlerin tek çatı altında toplanacak bir İthalat Üst Kurulu oluşturulacak. Burada içinde bizlerin de yer alacağı bir yapı kurulmalıdır. Fiyatlar düşmeye başladı, artarak sürer…

►Tanıtım gruplarıyla ilgili yapılan düzenlemeler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bildiğimiz kadarıyla Türkiye Tanıtım Grubu oluşturulacak ve bunun altında sektörel tanıtımlar olacak. İnsanlar projeleri alıp götürecekler, projeye göre TİM kaynak aktaracak. Bana göre gerek yoktu ama Ekonomi Bakanımıza desteğimiz tam.

Biz tanıtım grubumuz sayesinde çok büyük, ciddi adımlar attık. Adeta iğneyle kuyu kazarak. Örneğin Filipinler’de çok başarılı proje gerçekleştirdik. Sektör çok heyecanlandı ve bunun ihracat yapılan 120 ülkeye yayılması yönünde talep geldi. Oraya çok kaliteli ürünler gönderdik. İnsanlar, “Türkler bunu yapabiliyormuş” dediler. Aslında üst segmentte karlılık daha yüksek ve ülkeye daha çok döviz giriyor. Üstelik sadece Filipinliler değil, Malezyalı, Taylandlı, Endonezyalı fırıncılar pastanecilere de tanıttık.

20’ye yakın ülkede yaptık bunları ve ihracatımızı artırdık. Önümüzdeki dönemde Brunei’ye gitmeyi düşünüyoruz. Uzakdoğu’da konsantreyiz şu anda. Brezilya’da kuzeye doğru kayacağız çünkü güneyde Arjantin’le rekabet çok zor. Malezya düşüncemiz var. Yani biz aslında 2004 yılından bu yana yeni pazar açma derdindeyiz. Nerede nüfus yoğunluğu varsa biz de oraya yöneliyoruz. Aslında şimdi makineciler de böyle düşünmeye başladılar. Bizde az parayla çok iş yapmanın modeline bakıyoruz. Sürekli üreten bir yapımız var. Türkiye’deki en büyük sıkıntısı ki bütün sektörler için geçerli, Türkiye’nin en büyük rakibi yine Türkiye. Alırken 10 fazlasını veririz, satarken de 10 aşağısını veririz. Niye? Senin sattığını da ben satacağım diye. Aslında bu ülkenin ihracatçısı kalite rekabetini ortaya koyabilmeli.

►Uzakdoğu’da Vietnam ile de yarışıyorsunuz galiba?

Evet bizim en büyük rakibimiz Vietnam ama bir gram buğdayın yetişmediği Vietnam ithal ürünü işleyerek üst segmentte un üretiyor ve ihraç ediyor. Avustralya, Kanada ve Amerika’dan ithalat yapıyorlar. En büyük pazarları Filipinler ve bizden pahalıya satıyorlar. Bizim en fazla 400 dolara satabildiğimiz ürünü, onlar farklılaştırıp 700-750 dolara kadar satabiliyorlar. Aslında Türk sanayicisi de bunu yapabilecek güç ve kapasiteye sahip. Ülkemizde miktar değil kalite problemi var.

►Sözleşmeli çiftçilik modelinin uygulanabilirliği nedir sizce?

Sanayici gidip devlete sözleşmesini gösterecek ve çiftçiyle anlaştığını belirtecek. Çiftçi de tarlasından biçtiği ürünün tamamını o sanayiciye verecek. Ancak sistemin mevcut işleyişinde ciddi hatalar var. Hasat döneminde uygun fiyatı alamayacağını düşünen çiftçi, tarlasından 10 ton yerine 5 ton ürün çıktığını belirterek, yarısını başka yere satıyor. Bakanlığın bu sıkıntıyı ortadan kaldıracak bir modelleme yapması lazım.

İhracatta ilk sıradayız

►İhracatta son durum nedir?

Bu yıl yeni rekor gelir mi? Şu ana kadar iyi noktada gidiyoruz. Tabii buğday fiyatı düşmeseydi çok daha iyi noktada olurduk, hatta bizim 2 milyar doları aşma hedefimiz vardı. Geçen yıl 3.5 milyon ton ihracata karşılık 1 milyar 77 milyon dolarlık gelir elde etmiştik. Bu yılın ocak-haziran döneminde ise ihracat miktarı 1 milyon 674 bin tondan, 1 milyon 682 bin tona yükseldi. Buna karşılık toplam gelirimiz 522 milyon dolardan 510 milyon dolara indi. Yılın tamamında 1 milyar 200 milyon dolarlık geliri aşacağımızı düşünüyorum…

►Dünya ticareti nasıl?

ITC (International Trade Center) verilerine göre dünya buğday unu ithalatı 2016 yılında miktar bazında 12,4 milyon ton, değer bazında ise 4,2 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Bir önceki yıla göre miktar bazında yüzde 2.4 artış gerçekleşirken, değer bazında ise yüzde 15’lik bir düşüş yaşanmıştır. Aynı dönemde, değer bazında en çok ithalat gerçekleştiren ülkeler sırasıyla Irak, Afganistan, ABD, Angola ve Hollanda olmuştur. Dünya buğday unu ihracatı 2016 yılında miktar bazında 13 milyon ton, değer bazında ise 4,3 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Bir önceki yıla göre miktar bazında yüzde 1.2, değer bazında ise yüzde 11.6’lık bir düşüş yaşanmıştır. Aynı dönemde, değer bazında en çok ihracat gerçekleştiren ülkeler sırasıyla Türkiye, Kazakistan, Almanya, Arjantin ve ABD olmuştur.

“Asıl sorun sebze ve meyvede yaşanıyor”

►Meyve sebze fiyatlarının düşürülmesi için de çalışmalar yapılıyor….

Evet, asıl sorun sebze ve meyvede yaşanıyor. Bunlar, hal sistemi aracılığıyla takip ediliyor ama bu noktada başka kurgu yapılabilir. Bu konuda 1’e alıp 3’e satanlar var, bunun adı komisyonculuk değil tefeciliktir. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın bunu ciddi şekilde disipline etmesi gerekir. Her şey, elektronik ortama geçtiği günümüzde, bundan yararlanılmalıdır. Örneğin müstahsil makbuzları elektronik ortama girerek takibi yapılabilir. Böylece elektronik fatura gibi takibi de kolaylaşır.

www.dunya.com